Diyabet Nedir?



Diyabet Nedir?

   Diyabet, vücudumuzda pankreas adlı salgı bezinin yeterli miktarda insülin hormonu üretmemesi ya da üretilen hormonun etkili bir şekilde kullanılamaması durumunda gelişen ve ömür boyu süren kalıcı bir hastalıktır.
   Kişi, yediği besinlerden kana geçen şekeri (glukoz) kullanamaz ve kan şekeri yükselir.

Diyabetin Komplikasyonları

   Kan şekeri kontrolünün sağlanamaması, kısa veya uzun dönemde sağlık sorunlarını ortaya çıkarır. Kandaki yükselmiş şeker; kalp, kan damarları, gözler ve böbrekler gibi vücudun bir çok bölümüne zarar verir. Diyabet damarların yanı sıra sinirlere de zarar verebilir. Diyabetin neden olduğu tüm bu hasarlar komplikasyon olarak adlandırılır. Bu komplikasyonların bir çoğu önlenebilir ya da ilerleyişi yavaşlatılabilir.


"Sağlıklı Ayak"

   Sağlıklı ayak güçlü ve esnektir. Ayaklarımız yürüme ve koşmamıza imkan sağlarken tüm vücudumuzun ağırlığını da dengeler. Kemikler ve eklemler vücudumuzun ağırlığından gelen basıncı almaya yardımcı olur.
   Sağlıklı bir ayakta çatlaklar, yaralar, kaşıntılı bölgeler olmaz ve diğer vücut bölgelerinden farklı bir renkte ve sıcaklıkta değildir.

Diyabetin Ayağa Etkisi

   Diyabet ayakları 3 ayrı yolla etkileyebilir:
- Ayağı besleyen damarları ve kan dolaşımını bozabilir.
- Ayağa gelen sinirleri bozarak his kaybına yol açabilir.
- Yağ ve ter bezlerini etkileyerek ayak cildinde kuruluk ve çatlaklara neden olur.

1-) Kan Dolaşımında Bozulma:
   Ayaktaki kan akışının bozulması yara ve enfeksiyonların iyileşmesini zorlaştırır. Bu probleme periferik damar hastalığı denir. Ayağın üşümesi, morarması veya renginin solması kan dolaşımının bozulduğunun bir göstergesidir. Kan dolaşımının bozulduğu durumlarda ayağa oksijen ve besin gitmez. Yeterli beslenme ve oksijenlenmenin olmadığı durumlarda da ayak kemikleri ve eklemleri güçsüzleşir. Ayrıca diyabet hastalarının sigara kullanması kan dolaşımını olumsuz derecede etkiler. Sigara, sadece ayağa giden dolaşıma değil; kalp krizi ve felçlere kadar uzanabilir. Bu nedenlerden dolayı sigara kullanımı hiç bir hastaya tavsiye edilmez. Kullanan hastalarında bırakması teşvik edilir.

2-) Sinirlerde Oluşan Hasarlar:
   Bunlara nöropati de denir. Uzun yıllar boyunca yüksek kan şekeri olan kişilerde ayak sinirlerinde hasarlar meydana gelir. Sinir hasarı olduğu zaman ayaklarda ağrıyı, sıcağı veya soğuyu hissedilemeyebilir. His kaybı nedeniyle de ayaktaki yara ve kesikler kötüye gelişebilir. Bu duruma diyabetik nöropati denir.
   Diyabetik nöropati ayakta büyük yara ve enfeksiyonlara yol açabilir. Kangren çok ciddi bir enfeksiyondur. Geç kalınması durumunda ayak parmağı ya da kangrenin hasar verdiği alana kadar ayak kesilebilir (ampute). Ayaktaki uyuşukluk ve karıncalanma, sinirlerin hasar gördüğünün bir belirtisidir.


Diyabetin Tarihçesi


İbni Sina (980-1037) ilk kez ayaklarda görülen diyabetik gangreni tanımlayarak şeker hastalığının sinirleri bozabileceğini ilk kez açıklamıştır. Paracellus (1493-1541) diyabetli hastalara açlık kürleri uygulamış, daha sonraki yıllarda da diyabet hastalığı ve tedavisi üzerinde çeşitli araştırmalar yapılmıştır. Claude Bernard 1813-1878 yılları arasında hastalarda şeker yapımının arttığını ve merkezi sinir sisteminin bozulduğunu göstermiştir. 1921 yılından itibaren diyabet tedavisinde Frederick Banting ve Charles Best'in bulduğu insülin kullanılmaya başlanmıştır. Daha sonra ağızdan şeker ayarını düzenleyen ilaçlar keşfedilmiş ve ilerleyen yıllarda da çok daha yeni ve yararlı katkılar sağlanmıştır.

Diabetes Mellitus'un oluşumunu ve hastalık ilerlerken yarattığı yan etkileri aydınlatmaya yönelik araştırmalar ve tedavisi ile ilgili çalışmalar devam etmektedir. Bu aşamada en önemli keşif insülinin insanlık yararına sunulması olmuştur. İnsülin kullanıma girinceye kadar tip 1 diyabetlilerin tamamı ketoasidoz komasından kaybedilirken, bugün bu oran %1'ler civarına inmiştir.

Son yıllarda insanda insülin salınım ve etki fizyolojisini daha iyi taklit etmeye dönük ilaç tedavileri ve insülin pompa tedavileri de kullanım alanına girmiştir.


Ülkemizde Diyabet

Ülkemizde 1997-1998 yıllarında yapılan çalışma sonuçlarına göre tip 2 diyabet prevalansı %7.2 bulunmuşken; 2010 ve 2011 yıllarında yapılan çalışmalarda %12-13.6 bulunmuştur. 2013 yılında yapılan çalışmada hastalık yükünü oluşturan ilk 5 nedene bakıldığında bu nedenlerin tamamının bulaşıcı olmayan hastalıklar olduğu görülmektedir. İlk sırada % 7,4 ile iskemik kalp hastalığı varken, 4. sırada diyabet % 3,8 oranıyla yer almaktadır. Diyabete bağlı harcamalar önemli bir yekün tutmakta olup ülkemizde diyabetle mücadele edilmesi büyük önem taşımaktadır.

Diyabetin en önemli risk faktörleri arasında sayılan obezitenin ülkemizde özellikle son yıllarda artış göstermesi bu sonucun ortaya çıkmasında önemli rol oynamaktadır. Diyabetlilerin yaklaşık dörtte biri hastalığının farkında değildir.


Diyabetin Sembolü: Mavi Halka

Bu sembol, 2006 yılından bu yana diyabet için kullanılan evrensel semboldür. Sembolün amacı diyabete ortak bir kimlik vermektir. Bu hedefler; diyabet bilinci oluşturmak için var olan tüm çabaları desteklemek, yeni aktivitelerle diyabet ile ilgili kamuoyunun dikkatini çekmek, diyabet ile mücadeleye destek vermektir.

Mavi Halka'nın Tarihçesi: Sembol, Birleşmiş Milletler kararı 61/225 ile "Dünya Diyabet Günü"nde geliştirilmiştir. Diyabet için Birleşmiş milletlerin kampanyasının amacı diyabet hastalığının sağlık kaynaklarını tüketmesiyken, kampanya Birleşmiş Milletler'in güvencesi ile diyabet paydaşlarını harekete geçirmiş ve 2006 yılında "Dünya Diyabet Günü" Birleşmiş Milletler kayıtlarına girmiştir. Halka sembolü doğada sık meydana gelen yaygın hastalıklar için insanlığın doğuşundan beri kullanılmaktadır. Kültürler arasında da halka sembolü yaşamı ve sağlığı sembolize eder. Diyabet kampanyası için halkanın en önemli anlamı birlik ve bütünlüğü sembolize etmesidir. Diyabet kampanyasındaki kilit unsur bu kombine güçtür. Diyabet halkasının sahip olduğu açık mavi renk gökyüzü rengini ve Birleşmiş Milletler bayrağını sembolize eder.
Kaynaklar: Diyabet Tarihçesi (Obezite, Diyabet ve Metabolik Hastalıklar Daire Başkanlığı)
Dr. Frederick Banting ve Dr. Charles Best resmi (Vikipedi)

Hiç yorum yok:

Blogger tarafından desteklenmektedir.